ŞANLIURFA ECZACI ODASI
BASIN AÇIKLAMASI: ECZACILAR BİLİMSEL ECZACILIĞIN 173. YILINI KUTLUYOR
Geri
14.05.2012 15:02

BASIN BÜLTENİ
 

ECZACILAR BİLİMSEL ECZACILIĞIN 173. YILINI KUTLUYOR

BİTKİSEL ÜRÜNLERİ ALIRKEN ECZACINIZA DANIŞIN, SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN

Bugün 14 Mayıs, eczacılık eğitimi veren kurumların çekirdeğini oluşturan ilk eczacılık sınıfının açılarak Türkiye’de bilimsel eczacılığın başlatılmasının yıldönümü. Türk Eczacıları Birliği olarak Eczacı Odalarımız, Eczacı kooperatiflerimiz, geleceğin eczacılarını yetiştiren Eczacılık Fakültelerimiz ve tüm meslektaşlarımız ile birlikte bilimsel eczacılığın 173. yılını kutlamanın sevincini yaşıyoruz.  Bu uzun zaman diliminde ilaç ve eczacılık alanında hem niteliksel hem de niceliksel anlamda yaşanan tüm değişimlere rağmen “halk sağlığının korunması” meslektaşlarımızın temel şiarı olmuştur. Bizler tarihsel mirası, toplumsal misyonu ve gelecek vizyonu ile insan yaşamını temeline koyan böylesine kutsal bir mesleğin mensubu olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz.


2009 yılından itibaren belirli temalar etrafında Eczacılık Haftası olarak kutlamaya başladığımız 14 Mayıs’ın odağına bu yıl “Bitkisel Ürünler”i yerleştirdik. 14-20 Mayıs 2012 tarihleri arasında kutlayacağımız Eczacılık Haftası’nda ülkemizde ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiş bulunan “Bitkisel Ürünlerin ve Gıda Takviyelerinin Kullanımı” konusunda gerek eczanelerimiz gerekse tüm iletişim kanalları aracılığı ile halkımızı bilgilendirmeyi hedefliyoruz. Bu noktada sağlık otoritelerini, sağlık çalışanlarını ve sağlık hizmetinden yararlananları yani sağlık alanının tüm bileşenlerini meslekî ve toplumsal sorumluluklarının farkına varmaya davet ediyoruz.


Dünya ölçeğinde değişen “sağlıklı olma” anlayışı çerçevesinde “alternatif tedavi” ya da “destekleyici tedavi” gibi farklı tedavi yöntemlerine ve bitkisel ürünlere yönelik günden güne artan bir ilgi yaşanmakta buna paralel olarak söz konusu ürünlerin kullanımına bağlı ilaç etkileşimleri ve rahatsızlıklarda artış gözlemlenmektedir. Bu durum, bitkisel ürünler konusunda hesap verilebilirliğe ilişkin kamusal talebi yükseltmekte; söz konusu ürünlerle ilgili yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi adına sağlık hizmet sunucularına daha fazla sorumluluk yüklemektedir.


Bitkisel ürünler konusunda ülkemizdeki mevcut uygulamalara bakıldığında, gerek alanın tanımlanması gerekse yasal düzenlemeler ve denetim aşamasında ciddi sıkıntılar olduğu görülmektedir. Söz konusu alanda ülkemizde en önemli sorunlardan biri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan “gıda destek maddesi” adı altında ruhsat alıp bitkisel tedavi edici şekliyle piyasaya sürülen ürünlerdir.


Hiçbir standardizasyonu olmayan bitkisel ürünlerin ve gıda takviyelerinin bireye özgü değerlendirmeler yapılmaksızın, bilimsel yetkinliğe sahip olmayan kişilerce, herhangi bir denetime tabi olmayan mekânlardan ya da radyo, televizyon ve internet gibi iletişim kanalları ile tanıtılmakta, reklâmı yapılmakta ve satışa sunulmaktadır.

Söz konusu ürünler içerikleri tam kontrol edilmediği ve denetlenmediği için halk sağlığını ciddi boyutlarda tehdit etmektedir. Bugün Avrupa Farmakopesi’nde 247 bitkisel ürün bulunmakta; bu ürünlerden hazırlanan ekstreler ve diğer maddeler; bitkisel ilaç olarak tanımlanmaktadır.


2010 yılında yürürlüğe konulan Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği ile Türkiye’de de bitkisel ilaçların sunumunda eczanelerin yetkili ve sorumlu olduğu yasal bir çerçeveye kavuşturulmuştur. Ancak bitkisel ilaç tanımı ve sınıflandırması açısından mevzuatta boşluklar bulunmakta, dolayısıyla söz konusu ürünlerin eczaneler dışında halka sunulması olgusu varlığını sürdürmektedir. Söz konusu ürünler yürürlükte bulunan gıda mevzuatına aykırı bir biçimde, sağlık literatüründe  “hastalık” olarak kabul edilen, hekim kontrolünde etkinliği ve güvenirliği kanıtlanmış ilaçlarla tedavi edilmesi gereken rahatsızlıkları önlediği, tedavi ettiği veya tedaviye yardımcı olduğu şeklindeki halkı yanlış yönlendirecek iddialarla ve ilaç olarak algılanabilecek biçimde ambalajlanarak piyasaya sunulmaktadır.


Sağlığa ilişkin tüm ürünlerde olduğu gibi bu ürünlerin kullanımı noktasında akıldan çıkarılmaması gereken husus; gereğinden fazla dozda kullanılması ya da faydalanıcıların doğru belirlenememesi durumunda bitkisel ürünlerin yarardan çok zarar getireceğidir.   Bitkisel ürünler özellikle çocuklarda, hamilelerde ve emziren kadınlarda, yaşlılarda, ergenlik çağındaki gençlerde, bağırsaktaki emilimi etkileyen patolojik durumlarda, uzun süren ya da cerrahi müdahaleden geçmiş hastalarda beklenenden çok daha farklı veya çok daha artmış oranlarda etki gösterebilmektedirler. Bu anlamda bitkisel ürünlerin ancak gıda takviyesi tanımlamasından uzaklaştırılarak ilaç döngüsü içine girdikleri takdirde takip edilebileceği, yanlış kullanımların önüne geçilerek herhangi bir yan etki görüldüğünde mümkün olan en kısa sürede gerekli önlemlerin alınabileceği, daha da önemlisi ölümlere varan sonuçların engellenebileceği açıktır. Diğer yandan bitkisel ürünler ve gıda takviyeleri diğer ilaçlarla birlikte kullanılırken son derece dikkatli olunması gerekmektedir. Birey bu konuda en doğru bilgiye hekim ve eczacı vasıtasıyla ulaşabilir.


Eczacı, temel uzmanlık alanı ilaç olan, bu bağlamda sağlık alanındaki görev ve yetkileri devredilemeyecek ve vazgeçilemeyecek bir sağlık elemanıdır. İlaçların kompozisyonu, preparasyonu, saklanması ve reçete edilmesi ile hakkındaki derinlemesine bilgiye sahip olan eczacı, “ilaç” olarak değerlendirmesi gereken bitkisel ürünler hakkında da uzman olan kişidir. Zira Türkiye’de bitkisel ürün, drog ya da ilaçlarla ilgili olarak eğitim alan aslî meslek grubu eczacıdır. Doğru üretim standartlarına göre üretilmiş bitkisel ilaçların doğru danışmanlık hizmeti ile halka sunulması ancak eczacılar eliyle yürütülebilir.


Diğer yandan bitkisel ilaçların bir sağlık profesyoneli olan eczacının danışmanlığı olmaması sebebiyle yanlış kullanımının artması sonucu halk sağlığında yaşanan olumsuzluklar sağlık ekonomisini de etkilemektedir. Bir başka deyişle yanlış bitkisel ürün kullanımı yarattığı olumsuz sonuçlar itibariyle sağlık ekonomisi bakımından da büyük bir külfet getirmektedir.

Bu bağlamda bitkisel ürünlerin kullanım şekli, miktarı ve süresi hakkında açık, net ve doğru bilginin eczacıdan öğrenilip doğru tedavinin eczane aracılığıyla sürdürülmesi toplum sağlığı ve ülke ekonomisi açısından temel bir önem arz etmektedir.


Halk sağlığı açısından yarın daha büyük sorunlarla karşılaşılmak istenilmiyorsa gıda takviyesi adı altında sağlık beyanları kullanılarak piyasaya sürülen,  yazılı ve görsel medyada tanıtımı ve pazarlaması yapılan ürünlerin satışı acilen durdurulmalıdır. Sağlığa ilişkin her türlü ürün Sağlık Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra bir sağlık profesyoneli olan eczacı danışmanlığında hastalara ulaştırılmalı, bu ürünlerin satışı yalnızca eczanelerimizden gerçekleştirilmelidir. Altını bir kez daha özenle çizmek isteriz ki bitkisel ilaçların halka en güvenli biçimde ulaştırılması Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, sağlığın kılcal damarları olan eczanelerle mümkündür. Unutmayın

HER BİTKİYE GÜVENEMEZSİNİZ, AMA ECZACINIZA GÜVENEBİLİRSİNİZ


Son olarak, tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nü kutluyor;  halkın gözü kulağı olarak ilaç ve eczacılık alanındaki gelişmeleri dikkatle izleyip, toplumu doğru bilgilendirmemize aracılık eden ve bizlerden desteğini esirgemeyen değerli medya mensuplarına bir kere daha teşekkür ediyoruz.


Siz değerli medya mensuplarına ve tüm halkımıza sağlıklı günler diliyoruz.

TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ MERKEZ HEYETİ

ŞANLIURFA ECZACI ODASI